MALATYA - AK Parti Malatya Milletvekili Abdurrahman Babacan, 6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde kentin geleceğine dair kritik açıklamalarda bulundu. Devletin en üst karar mekanizmalarıyla yürüttüğü temasın Malatya’ya doğrudan güç kattığını vurgulayan Babacan, medya–STK–siyaset–bürokrasi ilişkisindeki uyumun şehrin kaderini belirleyeceğini ifade etti. Şehri “yoğun bakımdan çıkan ama hâlâ güçlenmesi gereken bir hasta” metaforuyla tanımlayan Babacan, Malatya’nın yeniden ayağa kalkmasının yalnızca siyasetçilerin değil, tüm Malatyalıların ortak sorumluluğu olduğunu söyleyerek geniş kapsamlı bir birlik çağrısı yaptı. Aşağı çekme siyasetinin Malatya'ya zarar vereceğini belirten Babacan, “Eleştiri olmalı ama yıkıcılık şehrin geleceğini yok eder” mesajıyla dikkat çekti. Şehrin toparlanma sürecinde hem fiziksel yatırımların hem de toplumsal dayanışmanın dönüştürücü rolüne değinen Babacan, Malatya’nın geleceğinin olumlu bir zemine oturması için samimiyetle çalışan tüm aktörlerin desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
-"Devlet yöneticilerimizle sürekli bir arada çalışıyoruz"
AK Parti Malatya Milletvekili Abdurrahman Babacan, “Devletin en üst düzeyinde, Cumhurbaşkanımız nezdinde ve bakanlıklar nezdinde, AK Parti’nin en tepesi nezdinde Malatya temsil edilmiş oluyor. Bu önemli bir şey. Yani herhangi bir mesele olduğunda Malatya ile ilgili zaten bizi sağ olsunlar dinleyen veya Malatya konusunda aksiyon alan politikacılarımız, devlet yöneticilerimiz, bakanlarımız, Cumhurbaşkanımız sürekli bir aradayız. Devletin asli meselelerini ilgilendiren, ülkenin bütünlüğünü ilgilendiren hem içeride hem dışarıda ülkeyi temsille ilgili bir misyon yükleyen devlet yöneticilerimizle sürekli bir arada çalışıyoruz. Bu tabii doğal olarak Malatya’ya şöyle bir kazanım olarak döner: Düşünün, siz Malatya milletvekili olarak sürekli işin karar vericileriyle birliktesiniz. Yani bugün Malatya ile ilgili herhangi bir şey olduğunda A bakanımız, B siyasetçimiz, C bakanımız falan… Bunlarla çok doğrudan diyalog, çok doğrudan yakın bir ilişki var çünkü birlikte çalışıyoruz şu an hepsiyle. Yani bir yandan MİT başkanımızla, bir yandan Dışişleri Bakanımızla, bir yandan İçişleri Bakanımızla, Milli Savunma Bakanımızla, bir yandan da tabii en başta Cumhurbaşkanımızla.”
Babacan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla Terörsüz Türkiye Komisyonu’na girdiğini, AK Parti’nin Terörsüz Türkiye Raporu’nun yazarlarından biri olduğunu ve ulusal medyada partinin yüzlerinden biri olarak görevlendirildiğini hatırlattı. Avrupa Konseyi ve Avrupa Parlamentosu’nda Türkiye’nin tezlerini savunduğunu belirten Babacan, “Hepsini bir arada yürütmeye çalışıyoruz” dedi.
-"Şehirdeki insanların, Malatyalıların şehre sahip çıkması gerekiyor
Seçildiği ilk günden itibaren Malatyalılara şehrin ayağa kalkacağı günlerin perspektifini çizen Babacan, “Ben şöyle şehrin geneline baktığımda: Şehir yoğun bakımdaydı önce servise aldık. Şimdi de bence şehri taburcu ettik. Yani yeni taburcu ettik ama daha şehrin bünyesinin çok kırılgan olduğunu biliyoruz. Güçlenmesi lazım. Takviyelerle, gıdalarla, besinlerle güçlenmesi lazım. Rehabilitasyonla güçlenmesi lazım. Ben şehrin genel ikliminin geçen seneye ve bir önceki seneye göre daha olumlu olduğunu görüyorum. Bu iyi bir şey. Yani çünkü günün sonunda şehre sahip çıkmak şehirdeki siyasetçilerin işi değil sadece. Şöyle bir algı var: Şehirdeki siyasetçi Malatya’ya sahip çıksın. Ben de olayı tersinden okuyorum. Şehirdeki insanların, Malatyalıların şehre sahip çıkması gerekiyor. Eğer onlar o gücü, o birlikteliği, o beraberliği sergilerlerse şehrin siyasetçisi zaten buna tekabül etmek zorunda kalacak. Ve bu da Ankara nezdinde bizi güçlü hale getirecek.” açıklamasını yaptı.
-"Sen beni aşağı çekerek sen kazanmıyorsun. Sen de kaybediyorsun çünkü şehir kaybediyor"
Aşağı çekme siyasetinin Malatya’ya çok ciddi zararlar vereceğinin altını çizen Babacan, “Şimdi şöyle düşünün: Medya, STK’lar, siyasiler, bürokratlar… Bu işin parçalarıyız. Hep beraber aslında bu işin parçalarıyız. Şimdi medyayla siyasi, STK’yla siyasi, STK’yla bürokrat, bürokratla medya…Bunlar kavga haline gelirlerse ya da sadece kendi kişisel çıkarları için veyahut kurumsal çıkarları için bir ajanda peşine düşerlerse o zaman bu totalde şehre şöyle zarar veriyor: Diyelim ki A medyadan veya B STK’dan birisi özel olarak kişisel bir ajandayla bir siyasetçiyi hedefe oturtmuş. Ama kişisel bir ajanda. Normal bir eleştiriyi demiyorum. Normal bir aşağı çekme siyaseti. Şimdi aşağı çektiğiniz anda ne oluyor? O siyasetçinin şehre dair motivasyonunu ortadan kaldırıyorsunuz. O siyasi bir insan. Şehre dair motivasyonunu ortadan kaldırıyorsunuz. İki, o siyasetçinin Ankara’da bakanlıklar, Cumhurbaşkanlığı nezdinde olabilecek itibarını kendi elimizle aşağı çekmiş oluyoruz. Bu da ne demek? O siyasetçinin şehre getireceği yatırımlar, getireceği bütçe, şehre getireceği fayda Ankara nezdinde daha azalması anlamına gelecek. İsteme gücü azalıyor. Kredibilitesi azalıyor. Prestiji azalıyor. Dolayısıyla bu total bir şey. Yani ben sadece o yüzden diyorum: Garip bir algıyla sadece siyasetçiler değil. Bu geminin parçalarıyız hepimiz ve herkes birbirine mümkün olduğu kadar destek vererek el yükseltecek. Aksi halde şöyle bir şey ya: Ben onu aşağı çekeyim. Günün sonunda inan ki sen de kaybediyorsun. Yani sen beni aşağı çekerek sen kazanmıyorsun. Sen de kaybediyorsun çünkü şehir kaybediyor. En başından beri şunu söylüyorum: Bu binalar ayağa kalkar. Bu iş yerleri yapılır. Bu yollar yapılır. Bu işte Kuzey Çevre Yolu bitmeyecek denilen bitecek, bitiyor. Havalimanı bitiyor. Bilmem neresi bunların hepsi bitiyor. Bak bu dönemde bitiyor. Ama günün sonunda şu var: Eğer biz Malatya Malatyalılar olarak zihin yapımızda bu dönüşümü sağlamazsak yani ben sadece ben olayım diğerini aşağı çekeyim denilirse o zaman inanın bu şehirde biz istediğimiz kalkınmayı, istediğimiz güzel, daha parlak geleceği sağlayamayız.” şeklinde konuştu.
-"İyi niyetle Malatya için bir şey yapmak istiyorlar mı? Yoksa istemiyorlar mı? "
Malatyalıların şehirlerine sahip çıkmak için öncelikli olarak olumsuz düşüncelerden ve ön yargılardan sıyrılması gerektiğini vurgulayan Babacan, “Bir defa kendimizi olağan bir olumsuzluk psikolojisinden çıkartmamız lazım. Çünkü olumsuzluk insanı geriye atıyor. Ve günün sonunda günün sonunda kendi yöneticisine tabii ki eleştiri yapar. Eleştiri ayrı bir şey. Ama yıkıcılık, hele hele bir de şöyle bir şey mesela medya içinden yahut STK’lılar içinden topluma yön verme konumunda olan insanlar arasında vatandaşın belli ayrımlara gitmesi lazım. Orada da temel nokta şu: Bu insanlar gerçekten samimiyetle, iyi niyetle Malatya için bir şey yapmak istiyorlar mı? Yoksa istemiyorlar mı? Şimdi buraya bir ayrıma gitmek lazım. Çünkü bazıları var, medya içinde de var, STK içinde de var. Bazıları var gerçekten iyi niyetli. Malatya için dertlenen. STK’lardan da böyle. Ama bazıları sadece kişisel bağlar, çıkarlar peşinde. Bizim en başta Malatyalıların, hemşerilerimizin bu ikili ayrımı yapması lazım. Eğer bunu yaparsa diğerleri otomatik olarak zaten oyun dışı kalacak. Ama biz şu an tam olarak bu ayrımı yapmazsak o oyun dışı kalmadıkları gibi diğer namuslu olan, dürüst olan siyasetçilerden, medyacılardan, STK’lardan, dürüst olan bürokratlardan, dürüst olan, iyi niyetli Malatya için çalışan insanlar da araya kaynıyor ve böylece şehir genel olarak kaybediyor. Bizim bir defa bundan bir çıkmamız lazım. Yani dediğim gibi bir defa şehir hakikaten toparlanıyor. Herkes, bütün Malatyalılar Malatya’ya sahip çıksınlar. Malatya’ya sahip çıkarken de Malatya’ya samimiyetle sahip çıkmak isteyenlere sahip çıksınlar. Diğerlerinin kişisel ajandalarıyla, çıkarlarıyla falan filanla bu işleri yapan bir takım tiplere de prim vermesinler.” diyerek sözlerini noktaladı.
Kaynak: malatyayenises.com ve malatyagazete.com



















