
Uluslararası ilişkiler uzmanı Stephen M. Walt, Londra merkezli Al Majalla dergisinde yayımlanan analizinde, ABD'nin devasa savunma bütçesine, askeri imkânlarına ve teknolojik üstünlüğüne rağmen son yıllarda neden net bir savaş zaferi elde edemediğini inceledi. Walt, ABD’nin asimetrik çatışmalarda yanlış hedefler peşinde koşması ve kendi toplum modellerini başka ülkelere dayatmaya çalışması nedeniyle stratejik yenilgiler yaşadığını savundu.
Tarihsel Süreçte ABD’nin Askeri Sicili
Stephen M. Walt, ABD’nin yakın tarihteki askeri müdahalelerini değerlendirirken, Kore Savaşı’nın eşitlikle bittiğini, Vietnam, Irak ve Afganistan savaşlarının ise başarısızlıkla sonuçlandığını ifade etti. 1999 Kosova Savaşı'nda Sırbistan’ın çatışma öncesine kıyasla daha iyi şartlar elde ettiğini, 1983 Grenada müdahalesinin ise güç dengesizliği nedeniyle hesaba katılamayacağını belirten Walt, Soğuk Savaş sonrası tek net askeri başarının 1991 Körfez Savaşı olduğunu kaydetti.
Walt, ABD’nin Soğuk Savaş zaferinin ise Sovyetler Birliği ile doğrudan bir silahlı çatışmayı içermediğini hatırlattı.
Başarısızlığın Nedeni Bütçe veya Asker Yetersizliği Değil
ABD’nin savaş kaybetme nedenlerinin para, ateş gücü veya askerlerin cesaret eksikliğinden kaynaklanmadığını vurgulayan Walt, sorunun stratejik ve yapısal olduğunu ifade etti. Walt, ABD’nin sınırlı ulusal çıkarları için aşırı iddialı hedefler belirleyerek isteğe bağlı savaşlara girdiğini ve müdahale ettiği ülkelerdeki toplumları Amerikan imajına göre yeniden şekillendirmeye çalıştığını belirtti.
Buna karşın yerel rakiplerin hayatta kalma ve bağımsızlıklarını koruma amacıyla savaştığı için çok daha dirençli ve kararlı olduğunu aktaran Walt, daha zayıf tarafların kesin bir askeri zafer yerine pes etmeyerek ABD’nin çekilmesini sağladığını vurguladı.
Vietnam, Irak ve Afganistan Örnekleri
Kore’de Çin’in birleşme çabalarını varoluşsal tehdit görerek 200 binin üzerinde asker feda ettiğini belirten Walt, Vietnam’da ise Amerikan kamuoyunun baskısıyla Washington'un geri çekilmek zorunda kaldığını kaydetti.
2003 Irak Savaşı’nda Saddam Hüseyin’in 11 Eylül ile ilgisi bulunmadığı halde devrildiğini, ancak ardından İran ve Suriye destekli direnişle karşılaşıldığını belirten Walt, Afganistan’da ise ülkeyi Batı tarzı demokrasiye dönüştürme çabasının sert bir direnişle sonuçlandığını ifade etti. Afganistan’daki sürece ilk döneminde Donald Trump ve ardından Başkan Joe Biden’ın son verdiğini hatırlattı.
Trump Yönetimi ve İran Müdahalesi
Walt, mevcut durumda Donald Trump yönetimi ve Savunma Bakanı Pete Hegseth tarafından yürütülen İran politikasının da hedeflerine ulaşamadığını ve İran’ı daha güçlü bir stratejik konuma getirebileceğini öne sürdü. Walt, Trump ve Hegseth’in İran’a yönelik savaş adımlarıyla ülkenin gelişmiş füze stoklarını yıprattığını savundu.
1991 Körfez Savaşı’nın istisna olduğunu belirten Walt, George H.W. Bush yönetiminin Bağdat’a yürümeyerek rejim değiştirmeye çalışmadığını ve hedefleri sınırlı tuttuğu için başarılı olduğunu vurguladı.
Dış Politika Elitleri Hatalardan Ders Çıkarmıyor
Dış politika elitlerinin geçmiş hatalarla yüzleşmekten kaçındığını belirten Walt, neo-muhafazakar isimlerden Robert Kagan’ın Responsible Statecraft’a verdiği röportajı örnek gösterdi. Kagan'ın 2003 Irak Savaşı'nın bir hata olduğunu kabul etmekten kaçındığını aktaran Walt, Amerikan yönetimi ve dış politika çevrelerinde sorumluluk alma anlayışı gelişmediği sürece ABD'nin benzer hayal kırıklıklarını yaşamaya devam edeceğini ifade etti.
ABD’nin askeri müdahaleleri ve bu müdahalelerin stratejik sonuçlarına ilişkin uluslararası alandaki tartışmalar ve analiz süreçleri devam ediyor.
KAYNAK: malatyayenises.com




















