Malatya – AK Parti Malatya Milletvekili Prof. Dr. Abdurrahman Babacan, katıldığı televizyon programında ABD’nin yeni dönem Orta Doğu stratejisini ve bölgesel güç dengelerini analiz etti. Babacan, Washington’un İsrail’in güvenliğini koruma maliyetinin arttığı bir sürece girdiğini ve bölgeyi İran’ın vekalet güçlerinden temizleme ajandasına sahip olduğunu vurgulayarak; Rusya ve Çin’in bölgedeki etkisini kırma çabalarının temel belirleyici olacağını ifade etti.
ABD’nin Orta Doğu Politikası İki Temel Aks Üzerine Kurulu
CNNTürk'te canlı yayın programın akatılan Milletvekili Abdurrahman Babacan, ABD’nin bölgedeki varlığını iki ana unsur üzerinden şekillendirdiğini dile getirerek; ilk maddenin İsrail’in güvenliği, ikinci maddenin ise Amerikan nüfuz alanı içerisinde bir istikrar oluşturma çabası olduğunu kaydetti. İsrail’in "soykırımcı devlet" olarak kodlanmasının ABD için koruma maliyetini artırdığını belirten Babacan, Trump döneminde "rasyonellik" ve "fayda" odaklı bir yaklaşımın hakim olacağını bildirdi.
"Bölge Vekalet Güçlerinden Temizlenmek İsteniyor"
İran’ın bölgedeki etkisini kırma ve vekalet güçlerini pasifize etme stratejisinin altını çizen Babacan, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Yani Amerika önümüzdeki dönemde Ortadoğu bağlamında nasıl bir politika setine gidecek? Bence bu soruyu sormak gerekiyor. Burada iki unsur var. Bir tanesi Amerikan Dış politikasının geleneksel, Ortadoğu bağlamında geleneksel ve vazgeçmeyeceği temel noktası yani İsrail'in güvenliği. Dolayısıyla İsrail hele hele 7 Ekim'den bu yana her tarafta soykırımcı bir devlet olarak artık kodlanmışken İsrail'in yaşamsal durumu tabiri caizse kendi yaptıkları dolayısıyla daha da riskli bir hale, daha da kaygan bir hale gelmişken yani bugün şu an için sadece bu anın fotoğrafını çekerek konuşmayalım. Geniş fotoğrafa bakalım. Ve bu geniş fotoğrafta İsrail'in yaptıkları bunca yaptıklarından sonra burada ve hatta hatta dünyanın farklı bölgelerinde, farklı başkentlerinde bu kadar rahat bir şekilde Birleşmiş Milletler dahil olmak üzere. Tekrar söylüyorum. Ana odaklanıp her ne kadar şu an uluslararası hukukta, uluslararası kurumlarda doğru düzgün bir yaptırım uygulanmadığı durumu, gerçeği burada durduğu halde bunun her zaman böyle olmayacağı bu durumu İsrail'in tek başına kaldıramayacağını, taşıyamayacağını bilmek gerekiyor. Hele hele böyle bir bölgedeyseniz, böyle bir coğrafyadaysanız yaptıklarınızdan sonra. Dolayısıyla Amerika açısından çok daha büyük bir aslında artık sınav başlıyor. Yani o her zaman koruyacağı, her zaman koruyacağını taahhüt ettiği İsrail'in artık korunmasının ABD açısından daha maliyetli, daha sorunlu, daha problemli, daha belki tavizli bir süreçten artık geçtiğinin Amerika farkındadır. Dolayısıyla bundan sonra İsrail'in güvenliğine kalkan olma ve mevcut işgali de mümkün olduğu kadar İsrail açısından orada koruma, İsrail'in işgal bölgelerini koruma ve hatta tahkim etme. Abraham Antlaşmalarının kapsamının İsrail açısından daha da genişletilmesine dönük bir takım tırnak içerisinde al-ver ilişkilerine farklı ülkelerle girme çabası. Bunların hepsi aslında 1. madde ile alakalı. Şimdi 1. maddede bu var. Bir defa bundan vazgeçmeyecek. İkinci maddede ne var? İkinci maddede de aynı anda biraz da bununla aslında tenakuz da içeren bir şey. Aynı zamanda da İsrail'e rağmen İsrail'in bütün yaptıkları ettiklerine bölgeyi karıştırma, bölgeyi istikrarsızlaştırma süreçlerine rağmen kendi gücü ve nüfus alanı içerisinde oluşacak bir istikrara da ihtiyacı var Amerika'nın. Dolayısıyla bir nevi aslında burada İran'a dönük bu kadar yoğun şu an boğma politikasının bir sebebi de İran'ın bölgedeki yönetmiş olduğu, yönetmekte olduğu vekalet güçleri; bu vekalet güçlerinden kurtulmak ve bu rayı tamamen temizlemek istiyor Amerika. Dolayısıyla yani bir yandan işte Hizbullah'ı bir yandan Husileri bir yandan farklı İran'ın kullandığı başka örgütleri hem Irak coğrafyasında hem Suriye coğrafyasında hem zaman zaman bizlere de Türkiye coğrafyasına da negatif şekilde yansıdığını bildiğimiz bir takım farklı örgütler de dahil olmak üzere bu vekalet güçlerinden de bölgeyi temizlemekle alakalı bir gündemin ajandası var."
Rusya ve Çin Etkisine Karşı "Amerikan Yüzyılı" Hedefi
Bölgesel rekabette Çin ve Rusya’nın konumuna değinen Babacan, İran’ın petrol ihracatının %90’ını Çin’in karşıladığına dikkat çekerek;
"Aynı zamanda da bu kendi etki alanı içerisinde bir istikrar oluşturmak. Kendi etki alanı demek şu demek: Rusya ve Çin'i de bu bölgenin uzağında tutmak. Rusya ve Çin etkisini de kırmak tabiri caizse. İran bu yüzden şimdi rakam önemli. Az önce bahsedildi, ben şu an teyit ettim; İran petrol ihracatının %90'lık bir kısmı tek başına Çin tarafından karşılanıyor. Şimdi bu bir yere tekabül ediyor. Yani az önce söylediğim kendi nüfus alanını, etki alanını Ortadoğu'da tahkim edecek, aynı anda da Rusya'yı ve Çin'i buradan uzak tutacak bir denklem. Şimdi burayı zayıflatmak isteyen veya burayı engelleyen herhangi bir güce İran bunlardan bir tanesi olarak şu an görünüyor ABD açısından. Tırnak içerisinde ehlileştirmek ve etkisizleştirecek bir stratejik yönelimden vazgeçmez Amerika. Ne olursa olsun vazgeçmez. Yani bu realite, bu gerçeklik zeminini görmek gerekiyor. Bu gerçeklik zeminine göre hareket etmek gerekiyor. ABD'nin Ortadoğu politikası bundan sonra bu iki temel aks üzerinden şekillenecek. Bazıları birbirini tenakuzla gelecek, bazılarını besleyecek ama son tahlilde içinde bulunduğumuz yerde ABD açısından Trump'ın mantalitesi, Trump'ın bakış açısı her yerde böyledir: Ben nereye yatırım yaparım? Nereden bir fayda alırım? Bunun maliyeti nedir? Ve orası rasyonel midir? Trump açısından konuşuyorum; 'Make America Great Again' nosyonunda ifadesini bulan söylemden, yeni bir Amerikan yüzyılı yap burayı, yeni bir Amerikan barışı haline getir. Bu işte uzun epey bir zamandır içine kapanan, daha izolasyoncu bir Amerika'nın buraya uzanamayacağı, burayı inşa edemeyeceği, bunun yerine 2. döneminin verdiği özgüvenle... Hakikaten uluslararası kurumların bu kadar çöktüğü, küresel yönetişimin bu kadar aciz kaldığı, tabiri caizse güç-hak meselesinde gücün çok bariz bir şekilde hakkın, hukukun önüne geçtiği bir orman düzenine geçilmişken tam da zamanı deniyor Trump açısından." diyerek küresel sistemdeki çöküşe vurgu yaptı.
İran’ın Doğu’ya Yönelişi ve Askeri İş Birliği
İran’ın son dönemde Çin ve Rusya ile derinleşen ilişkilerini kronolojik verilerle analiz eden Babacan;
"İran özellikle Haziran 2025'teki 12 gün savaşından sonra İran'ın çok bir şekilde doğuya yeniden yöneldiğini görüyoruz. Eylül ayında Pezeşkiyan'ın Çin ziyaretinde 400 milyar dolarlık o meşhur anlaşmanın yeniden onaylanmasına dönük bir vurgusu vardı. Artı petrol meselesindeki o %90'lık rakam... İlaveten Rusya'yla da yeni bir parantez açtı İran. Rusya'yla da kapsamlı stratejik ortaklık anlaşmasını Ekim ayında yürürlüğe soktular. İlaveten 2026-2028 istişare programını hayata geçirdiler. Burada alt başlıklardan bir tanesi de askeri işbirliğinin arttırılması. Rusya bu kadar kan kaybetmişken Ukrayna'da, İran özellikle son bir yılda bölgesinin nüfus gücü anlamında çok ciddi kan kaybı yaşamışken bunların sınırları ve kısıtları var. Fakat beraberinde de bir yeni dizayna İran'ın da bazı reaksiyonlar verme durumundan bahsediyoruz. ABD hem nükleer meselede, hem balistik füze meselesindeki hazirandaki o büyük şokun bir neticesidir aslında şu an masaya koyduğu şartlar. Balistik füze programı, vekil güçlerin yönetilmesi meselesi... Bundan tamamen vazgeçirmeye çalışacaktır İran'ı. Müzakere ve diplomasi ile bakalım ne kadar yumuşatabiliyoruz." ifadelerini kullandı.
Kaynak: malatyayenises.com ve malatyagazete.com



















