ANKARA - AK Parti Malatya Milletvekili ve TBMM Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Üyesi Prof. Dr. Abdurrahman Babacan, Türkiye’nin terörle mücadele ve Suriye’nin geleceğine dair stratejik yol haritasını paylaştı. Babacan, özellikle Suriye’deki Kürtlerin haklarının anayasal güvence altına alınması, YPG’nin bölgedeki azınlıklaştırma çabalarının boşa çıkarılması ve 10 Mart Mutabakatı çerçevesinde yürütülen entegrasyon süreçlerinin önemine dikkat çekti. Türkiye’nin politikasının etnik karşıtlık değil, terörün tasfiyesi ve sivillerin onurunun korunması üzerine kurulu olduğunu vurguladı.
Globol TV'de canlı yayına katılan Babacan, bölgede yaşanan son gelişmeleri değerlendirirken "duygusal kopuş" iddialarını yalanlayarak, Kürt halkının geniş kesimlerinin terör odaklı kara propagandalara itibar etmediğini belirtti. Suriye ordusuna entegrasyon sürecinde örgütsel hiyerarşinin korunmayacağı ve bireysel katılımın esas alınacağı gibi kritik "kırmızı çizgileri" açıklayan Babacan, Meclis’te hazırlanmakta olan nihai raporun bu ay sonunda tamamlanacağını ve terörsüz bir bölge hedefine kararlılıkla ilerlendiğini ifade etti.
Kırılma Noktaları ve Komisyon Raporu
AK Parti Malatya Milletvekili ve TBMM Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Üyesi Prof. Dr. Abdurrahman Babacan, “Hakikaten bu meselede bir takım böyle kırılma noktaları var. Ya bu kırılma noktalarını ya iyi yöneteceğiz ve hep birlikte hedefe varacağız. Ya da bu kırılma noktaları dair birtakım sabotajlar, bu sabotajları gerçekleştiren unsurlar bunlar Allah korusun başarılı olacak. Biz şu an ben aynı zamanda Milli Dayanışma Kardeşlik Demokrasi Komisyonu üyesiyim ve bizim partimizin AK Parti'nin komisyon raporunu yazanlardan biriyim. Orada size müsaadenizle bizim partinin AK Parti'nin raporundaki bir kısım Ufak ufak ufak bir kesiti okuyayım. Birilerinin maalesef beraber bir şey inşa etmeye çalıştığımız Türkiye'nin geleceği ile ilgili çok önemli bir projeyi yürütmeye çalıştığımız birilerinin istismar etmeye çalıştığı yaklaşımı nasıl çürütüyoruz ve nasıl ele alıyoruz esasında." dedi.
Kürtlerin Kimliği ve Terörle Mücadele Ayrımı
Babacan; "Bizim AK Parti'nin terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge Alt başlıklı 36. sayfasında. Bu bağlamda Suriye'de yaşayan Kürtler hiçbir şekilde terör örgütlerinin gölgesiyle özdeşleştirilemez ve terör yapılarının zorla kurduğu alan kontrolü altında tanımlanamaz. Türkiye'nin buradaki yaklaşımı etnik kimlikleri istismar eden terör örgütlerini hedef alan Kürtlerin kimliği, dili, kültürü ve onurunu ise korumayı esas alan bir politikaya dayanmaktadır. Sorun her türlü değeri araçsallaştıran, gençleri şiddete ve illegal yapılara sürükleyen terör örgütleridir. Bu nedenle Türkiye sınır ötesi güvenlik operasyonlarını planlarken ve uygularken bölgedeki sivillerin can güvenliğini, temel haklarını ve onurlu yaşam hakkını korumaya riayet etmekte, hiçbir faaliyet ve eylemini etnik karşıtlık ya da kimlik temelli bir ayrıştırma mantığı üzerinden kurmamaktadır." ifadelerini kaydetti.
10 Mart Mutabakatı ve Anayasal Kazanımlar
Babacan şöyle devam etti, "Şimdi son serüvene şöyle bir böyle bir yakın silsileye tarihsel silsileye baktığımızda biliyorsunuz 10 Mart mutabakatı var. Yani aslında şu an söylenen bu kara propagandaya konu olan ya da işte araçsallaştırılan, bunu istismar ettirmeye dönük olan olarak işte biz bir içerideki bazı siyasilerin ve Kandil'dekilerin ve onların yurt dışındaki temsilcilerinin sürekli olarak dillerine pelesenk etmeye çalıştıkları bu son gelişmeler esasen çok kolay bir şekilde çözülür. Hiç bunlara gerek olmadan 10 Mart Mutabakatına kendi imzaladığı, Mazlum Abdi'nin kendi imzaladığı SDG'yi bağlayarak kendi imzaladığı mutabakatın koşullarına uyacak. O koşullarda Suriye'deki Kürtlerin Hiçbir zaman tarihsel süreç içerisinde Baas dönemi boyunca hayal edilemeyecek çok büyük kazanımlarının olduğu, demokratik temsilin, siyasal katılımın olduğu çok önemli başlıklar var."
YPG’nin Azınlıklaştırma Planı ve Avrupa Raporu
Suriye'de bütün temel haklarına ilişkin garantilerin verildiğini aktaran Babacan "Demokratik bakın az önce Hakan Fidan Bakanımız YPG'nin Kürtlere azınlık yapmak istediğini söyleyerek çok bence çok önemli bir cümle kullandı. Neden? Geçtiğimiz hafta Avrupa Konseyi bir rapor yayınladı. Avrupa Konseyi Raporunda Ortadoğu'da şiddet ortamının sonlandırılması ve özellikle Suriye'deki Kürtler başta olmak üzere azınlıkların haklarının güvence altına alınmasıydı raporun ana çerçevesi. Oysa Suriye'de Kürtlerin azınlık yapılmasıyla alakalı bir gündemi ne Şara hükümetinin var ne Türkiye'nin var. Teklif ne? 10 Mart Mutabakatı'nın temel ruhu ne? Temel mantığı ne? Teklif şu. Gelin Suriye'deki anayasal geçiş sürecini kurucu ortak unsurlar olarak yerinize alın. Ve orada özellikle bakın 10 Mart'tan sonra 18 Ocak'ta deklarasyonunda bu biraz daha detaylandırıldı. Kürtlerin haklarına, özelde Kürtlerin haklarına ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararnamesini Ahmet Şara yayınladı ve burada Kürtçenin ulusal dil olarak tanınmasından tutun çok sayıda özel Kürtlerin bundan sonraki bütün temel haklarına ilişkin garantiler, kapsamlı garantiler var." ifadelerini kaydetti.
30 Ocak ve Suriye Ordusuna Entegrasyon Kırmızı Çizgileri
Lübnan örneğirnin Suriye için bir felakat olacağını belirten Milletvekili Abdurrahman Babacan sözlerini şöyle sürdürdü; "Son aşamaya geldiğimizde de 30 Ocak. 30 Ocak'tan sonra bu entegrasyonun artık detayları verildi ve bunlar hızlandı. Şimdi burada birkaç tane şey var. 30 Ocak'la alakalı. Ben onu söyleyeyim. Bir defa bizim burada kırmızı çizgimiz Türkiye olarak aynı zamanda Suriye hükümetinin de bu konuda hassasiyetini bizimle birlikte paylaştığı şey şu. Ordu içinde özerkleşmiş bir yapının, varlığının, ihtimalinin, bundan sonraki geleceği ihtimalinin ortadan kaldırılması. Bu çok önemli. Yani biz 30 Ocak'la beraber bu bunun sağlanacağı bir zemine sahada bir gerçekliğe ulaşacağız. Çünkü mesela Lübnan örneği var karşımızda değil mi? Lübnan'da her bir grubun, her bir kendi etnik yahut mezhebi yahut farklı farklı grupların kendilerine ait özerk yapıları var. Özerk savunma güçleri de dahil olmak üzere var. Şimdi Lübnan Suriye için iyi bir örnek mi? Suriye'nin istikrarı bakımından ne kadar facia sonuçlar doğurabileceği hepimizin en başta Suriyelilerin bütün unsurlarının, Kürtlerin, Nusayrilerin, Türkmenlerin, Arapların bütün unsurların bildikleri bir şey."
SDG ve YPG'nin Tasfiyesi
"İkincisi SDG'nin burası önemli. SDG'nin orduya blok olarak katılma, entegre olma meselesi. Şimdi burada YPG artık zaten YPG kaldı. Çünkü Arap aşiretleri önce çözüldü biliyorsunuz. Ardından bizim Türkiye olarak çok ısrarcı olduğumuz Suriyeli olmayan bütün unsurların Suriye’den dışarıya çıkartılması. Yani kaldı bir Suriye PKK'sı, YPG diye adlandırdığımız bir ufak çekirdek grup. Bunlar da son tahlilde bu 30 Ocak'la beraber nasıl entegre olacaklar? YPG'nin kendi içindeki bütünlüğü, örgütsel yapısı, hiyerarşik yapısı, hiyerarşik zinciri ve emir komuta yapısı korunmayacak. Bu net bir şekilde Türkiye'nin ve Suriye hükümetinin kırmızı çizgisi bu süreçte ve bu entegrasyon süreci bireysel olarak işletilecek. Dolayısıyla burada zaten maddelerde de hem Haseke ile alakalı hem Ayn el Arab ile alakalı kurulacak tümenin içinde, Suriye Savunma Bakanlığı tarafından kurulacak tümenin içerisinde şu an mevcuttaki bu elemanların buraya entegre edilmeleri, tugay halinde edilmelerini de az önceki hassasiyetler çerçevesinde Suriye Savunma Bakanlığı ele alıyor. Ondan emin olunmasını istiyorum."
Araya giren Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Özay Şendir, “Çok önemli şeyler söylüyor. Altını kalın kalın çizmek lazım. Çok önemli bilgiler bunlar. Bunu bu ülkede yaşayan herkesin, bütün etnik gruplardaki herkesin de çok iyi dinlemesi gerekiyor. Hakikaten altını çizmeye ihtiyacı duydum. Bir sürü tartışmayı bitirir bu cümleler.” ifadelerini kaydetti.
"Duygusal Kopuş" İddialarına Yanıt
Milletvekili Babacan, "30 Ocak’ın üçüncü bir bize açtığı en önemli alan Kürtlerin hakları güvence altına alınmış oluyor. Yani bu konuyla alakalı da bundan sonra en ufak bir istismar zeminini, ne bizim içimizdeki politikacılar yahut bazıları, medyadaki farklı şu unsurlardaki yapılar., Çünkü hakikaten de çok FETÖ bağlantılı işler üzerinden yürüyen bir kara propagandayla karşı karşıya kaldığımızı gördüm ben de son aşağı yukarı 3 haftalık süreç içerisinde. Fakat bu tutmuyor artık. Yani özellikle tedavüle sokulmaya, yürürlüğe sokulmaya çalışılan bir söylem tipi var. O şu: Kürtlerde bir duygusal kopuş yaşandı. Hayır, böyle bir şey yaşanmadı. Ben daha yeni hatta SETA da bu konuda yakın zaman içerisinde bir saha çalışması yaptı. Farklı saha çalışmalarının sonuçlarında da biz şunu çok net görüyoruz. Kürtlerde böyle bir duygusal kopuş yok. Umurlarında bile değil. Yani bunun altını bunun altını çizeyim. Bu sadece bu sadece bir çekirdek PKK baronlarının ve PKK ile alakalı hassasiyet taşıyan kişilerin ve grupların derdi. Kürtlerin geniş kesimleriyle ile ilgili ne AK Parti'ye oy veren, ne Dem Parti'ye oy veren, ne başka partilere oy veren ne Türkiyeli, ne Suriyeli, ne Iraklı Kürtlerle ilgili böyle bir duygusal kopuş yok. Çünkü duygusal kopuşun yaşanmasına dair herhangi bir durum yok ortada." diye konuştu.
Halep Örneği ve İnsani Koridorlar
Babacan konuşmasını şöyle sürdürdü; "Tekrar söylüyorum bakın bizim hendek operasyonlarıyla alakalı olan o inanılmaz askerimizin ve polisimizin şehit verildiği inanılmaz maliyetlerle çok tabiri caizse bir kuyu hassasiyetiyle sadece elinde silah olan terör yapılarının hedef alınarak bölgedeki bütün sivil unsurların bunun dışında tutulması hassasiyetini Türkiye'nin o verdiği temel dersi temel aklı Suriye'de Halep'te Şeyh Eşrefiye'de Şeyh Maksut'ta Suriye hükümeti birebir uyguladı. Ve gerçekten de tam manasıyla hatırlayın. Bakın operasyon başlamadan önce Suriye hükümeti orada ne yaptı? Günlerce sivillerin boşaltılması için zaman ve vakit verdi ve çağrılarda bulundu. Özel insani koridorlar açtı ve o insani koridorların PKK tarafından sabote edilmesini de kendilerini siper ederek orada engellediler. Ve operasyon devam ederken de hala bu insani koridor meselesini sürdürdüler. Daha sonra da bununla alakalı Kürtlerin zarar görmeyeceği, sivil halkın zarar görmeyeceği bir tahkimat yaptılar. Bu Suriye tarafından, Suriye'deki bütün yaşayan Kürtler tarafından biliniyor. Sadece bunu dillerine dolamaya çalışan ve içeride bununla ilgili bir kara propaganda yürütmeye çalışan bir takım kötü niyetliler var. Bu kötü niyetliler de bu süreçte eriyecek."
Terörsüz Türkiye ve Bölge Hedefi
AK Parti Malatya Milletvekili ve TBMM Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Üyesi Prof. Dr. Abdurrahman Babacan, "Suriye'deki bu entegrasyonun Kandili'inde çözüleceğini, çözülme ivmesini tetikleyeceğini bir gerçeklik olarak göreceğiz. Ve burada da ve burada da biz kararlı bir şekilde bir yandan katiyen katiyen teröre, silaha ve şiddete prim vermeden bir yandan da Kürtler de dahil olmak üzere bölgedeki bütün grupların sivil İsimlerin, masum insanların onurları, hakları, kimlikleri, kişilikleri, can güvenlikleri başta olmak üzere bütün unsurlar güvence altına alınarak sürdürülen ve nihayetinde de bizim bağdaşık gördüğümüz terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge diye adlandırdığımız ve bağdaşık kodladığımız hedefe nasip olursa ulaşacağız. Bu konuda kararlıyız. İnşallah bu ayın sonu itibariyle Meclisteki nihai raporda çıkacak ve burada da temel noktalar itibariyle partiler arasında genel bir uzlaşma olduğunu söyleyebilirim. Bu konuda da iyi bir hava var. Doğru bir hava var. Rasyonel bir hava var. Çoğunlukla da AK Parti'nin raporunun da temel omurga teşekkül ettiği bir zemin ve rapor oluşacak. Bu da süreci hızlandıracak ve inşallah doğru, güzel bir geleceği Türkiye, bölge, Irak, Suriye hepimiz için açacağız inşallah."sözleri ile konuşmasın ınoktaladı.
Kaynak: malatyayenises.com ve malatyagazete.com



















