Reklam

Yapay zekâ destekli vergi denetiminde hangi riskler var?

Yapay zekâ destekli vergi denetiminde hangi riskler var?
A- A+ PAYLAŞ
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit

Malatya Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası eski başkanı, Yeminli Mali Müşavir Mustafa Bahadır Altaş, Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı tarafından yürütülen yapay zekâ destekli vergi denetimlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Altaş, dijital denetim sistemlerinin vergi kayıp ve kaçağıyla mücadelede katkı sağlayabileceğini, ancak uygulamanın mükellefler üzerinde baskı ve güvensizlik algısı oluşturabileceğini söyledi. Deprem bölgesindeki iller için ayrım yapılmadan denetim sürecinin işletilmesini eleştiren Altaş, Malatya’nın ticari hayatı üzerindeki olası etkilerine de dikkat çekti. Bildirim gönderilen kişi ve şirketlerin yazıları cevapsız bırakmaması gerektiğini vurgulayan Altaş, aksi halde telafisi güç cezalarla karşılaşılabileceğini ifade etti.

Malatya – Malatya Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası eski başkanı Yeminli Mali Müşavir Mustafa Bahadır Altaş, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından başlatılan yapay zeka destekli vergi denetim süreçleri hakkında açıklamalarda bulundu. Altaş, sistemin teknolojik altyapısını değerlendirirken, uygulama yöntemleri ve deprem bölgesindeki yansımaları konusundaki risklere dikkat çekti.

Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı (VDK) ve Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) tarafından yürütülen dijitalleşme süreci kapsamında; VDK-RAS, SARP, KAŞİF, VEDAS ve KURGAN isimli yapay zeka araçları devreye alındı. Bu sistemler, mükellef davranışlarını analiz ederek risk odaklı denetim yapılmasını ve vergi kayıp-kaçağının önlenmesini amaçlıyor. Ancak Mustafa Bahadır Altaş, "Beyanname Gözetim Programı-2" çerçevesinde mükelleflere gönderilen bildirimlerdeki üslubun ve deprem bölgelerindeki uygulamanın ticari hayatı olumsuz etkileyebileceğini vurguladı.

Mustafa Bahadır Altaş, yapay zeka destekli denetimlerin işleyişi ve olası sonuçları hakkında şu değerlendirmelerde bulundu:

“Hazine ve Maliye Bakanlığı bünyesinde Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB-Dijital Vergi Asistanı) ve Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı tarafından uygulamaya konulan VDK-RAS (Vergi Denetim Kurulu - Risk Analiz Sistemi) ve SARP (Sahte Belge Risk Analiz Programı) ile Türkiye'de vergi denetim sürecini dijitalleştirmek ve daha verimli hale getirmek amacıyla KAŞİF, VEDAS ve KURGAN olarak adlandırılan özel geliştirilmiş yapay zekâ araçları kullanmaktadır. Geliştirilen bu sistemler ile mükellef davranışlarını analiz ederek risk odaklı bir denetim yaklaşımı içerisinde riskli mükellefleri belirleyerek hızlı ve etkili bir şekilde vergi kayıp ve kaçağını tespit ederek önleyici bir denetim ile vergilendirme sisteminin şeffaflığını ve etkinliğini artırmak amaçlansa da ‘Beyanname Gözetim Programı-2’ kapsamında tespit edilen mükelleflere gönderilen yazıda yer alan ‘Mükelleflerin vergilendirmeye ilişkin tutum ve davranışlarını etkileyebilecek olması ve bu şekilde bir bilgilendirmenin mükellef hukukunu gözetecek, vergi ahlakı ve vergiye gönüllü uyumu arttırabilecek mahiyette bulunması sebebiyle’ cümlesinin vergi mükelleflerinin olayın ilk başından itibaren potansiyel bir suçluymuş gibi algısının oluşturulması izah edilebilir bir durum değildir.”

Altaş, yüksek gelir gruplarına yönelik incelemelerin 1998 yılındaki düzenlemeleri anımsattığını aktardı:

“‘Yüksek Gelir Grupları Gözetim ve Uyum Programı’ kapsamında belirlenen vatandaşlara gönderilen yazılarda özellikle harcama kalemleri ve banka hareketlerinin kaynağı ile ilgili soruların sorulması bir anlamda akıllara 1998 yılında 4369 sayılı kanunla uygulamaya konulan ve halk arasında nereden buldun olarak ifade edilen vatandaşın harcamalarının kaynağını belgelemesini öngören düzenlemeyi hatırlatmaktadır. (Ocak 2003'te 4783 sayılı kanunlarla yürürlükten kaldırılmıştır) Bilindiği üzere ülkemizde 193 sayılı Gelir vergisi kanunun 2.maddesinde gelirin unsurları sayılmış olup vergilendirmede bu maddede sayılan yedi gelir unsuru üzerinden yapılmaktadır. Dolayısıyla yasal olarak hukuki bir zemine oturmayan bu tür denetimlerin vergilendirme cezasına dönüştürülmesi ‘Toplumsal Farkındalık ve Gönüllü Uyum Seviyesinin Yükseltilmesi’ yaklaşımına uygun olmayacağı gibi kayıt dışı ekonomiyi de teşvik edecektir.”

Teknolojik dönüşümün gerekliliğini onaylayan Altaş, deprem bölgesindeki hassasiyete şu sözlerle değindi:

“Ülkemizin yıllardan beri önemli bir sorunu olan kayıt dışı ekonomi ile mücadele için Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı ve Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından geliştirilen yapay zekâ destekli sistemler hiç kuşku yok ki vergide denetim süreçlerini hızlandırmak adına atılmış adımlardır. Ancak! Çok yakın bir zamanda asrın felaketi olarak adlandırılan ve 53 bin vatandaşımızın hayatını kaybettiği yaklaşık 550 bin binanın yıkıldığı ve bir o kadar binanın da ağır hasar aldığı bununla birlikte ciddi ekonomik kayıpların oluştuğu 6 şubat depreminin en ağır şekilde yaşandığı başta Malatya, Adıyaman, Hatay ve Kahramanmaraş da ticari hayat normale dönmeden, enkaz kaldırma ve yeniden yapılanma süreci devam eden bu iller için hiçbir ayrım yapılmadan Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı tarafından denetim kapsamına alınması burada yeniden şekillenecek olan ticari hayatı bir kez daha olumsuz etkileyecektir. Bu geçtiğimiz yıl büyük bir don felaketi yaşayan ve yaklaşık 500 milyon dolar ihracat kaybına uğrayan Malatya için ayrı bir handikap olacaktır.”

Yapay zekanın hukuki statüsü ve güvenilirliği konusundaki çekincelerini sıralayan Altaş, şu ifadeleri paylaştı:

“Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı tarafından vergi teknolojileri kullanarak vatandaşlar üzerinde devlete olan güveni artırmak yerine yapay zeka ‘Tepemizde Demokles'in kılıcı gibi sallanıyor’ algısı oluşturması vergi kanunların uygulanabilirliğini tartışmaya açacaktır. Çünkü GİB tarafından başlatılan mükellef odaklı vergilendirme ve mükellef hakları gözetilerek yapılacak çalışmaların yerine sadece yapay zeka ile elde edilen verilerin analizine göre doğruluğu kesinleşmemiş işlemlerden sonuç elde ederek, ticari hayatın gerçekliğini görmezden gelen kısmi olarak düzenlenen bir inceleme raporu üzerinden işlem tesis edilmesi öncelikle vergi kanunlarında yer alan inceleme ruhuna aykırı olduğu gibi ‘Vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır.’ Hükmüne de ters düşmektedir. Hepsinden de önemlisi görüşmeye çağrılan kişiler hakkında varsayıma dayalı tarhiyat işlemi yaparak ceza kesilmesi halinde yapılan işlem tümden usul ve esas yönüyle de hatalı olacağı gibi 1 nolu Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 228 maddesinde yer alan düzenlemeye göre vergi kanunlarına uyum içeren ikincil düzenlemeler yapılmadan bu konuda işlemi tesis edilmesi her zaman hukuki yönden sakıncalı olacaktır.”

Altaş, mükelleflere yönelik uyarılarını şu cümlelerle tamamladı:

“Kendilerine ve şirketlerine bilgilendirme yapılan beyanlarını kayıtlarını ve fiili duruma uygun olarak düzeltmeleri istenen kişilerin ve şirketlerin kendilerine gelen yazılardaki hususları titizlikle dikkate almaları ve cevapsız bırakmamaları çok önemli. Özellikle izahat ve düzeltme istenen konularda gerekli bilgilendirmeyi yapmayanlar ileride telafisi mümkün olmayan cezalarla karşı karşıya kalabilirler. Sonuç olarak, Hazine ve Maliye Bakanlığı yapay zeka üzerinden gerçekleştirdiği denetim çalışmalarında ‘Yapay zekanın da hata yapacağını hiçbir zaman göz ardı etmemelidir.’”

KAYNAK: malatyayenises.com / malatyagazete.com

BİLGİ: Malatyagazete.com, hiçbir ajansa abone değildir. Haber değeri taşıyan etkinlik, bilgi, dosya, ihbar ve basın bültenlerinizi burhan.karadum@gmail.com ve malatyagazetehaber@gmail.com e-mail adreslerine gönderebilirsiniz

Yorum yazın

Yorum yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.